ÜTOPiYA

Bilgi Şöleni

english   german   arabic   turkish
salih_sari / 2022-03-12 17:24:56 / T.C Tarihi / 208

LOZAN ANTLAŞMASI ( I )

HÜKÜMLER :

MADDE 1. 

İşbu Anlaşmanın yürürlüğe girişi tarihinden başlayarak, bir yandan İngiliz İmparatorluğu, Fransa, İtalya, Japonya, YUNANİSTAN, Romanya Sırp-Hırvat-Sloven Devleti ve öte yandan Türkiye arasında olduğu kadar, bunların uyrukları arasında da, barış durumu kesin olarak kurulmuş olacaktır. 

Taraflar arasında resmi ilişkiler kurulacak ve tarafların ülkelerinde diplomasi ve konsolosluk görevlileri (agents diplomatiques et consulaires), yapılacak özel anlaşmalara halel gelmeksizin, Devletler hukukunun genel ilkeleri uyarınca işlem göreceklerdir. 

MADDE 2.

Karadeniz'den Ege Denizi'ne kadar Türkiye'nin sınırları aşağıdaki gibi saptanmıştır (I sayılı Haritaya bakılması): 

Bulgaristan ile: Rezvasya'nın denize döküldüğü yerden, Türkiye, Bulgaristan ve YUNANİSTAN sınırlarının birleştikleri noktada, Meriç'e kadar: Bulgaristan'ın Güney sınırı, şimdiki durumuyla saptanmış olduğu gibi; 

YUNANİSTAN ile: Buradan, Arda ve Meriç'in birleştikleri yere kadar: Meriç'in akım yolu; Buradan Arda kaynağına doğru (vers l'amont de l'Arda) bu nehir üzerinde ve Çörek Köy'ün hemen yakınında olmak üzere arazı üzerinde saptanacak bir noktaya kadar: 

Arda'nın akım yolu; Buradan, Güney-Doğu doğrultusunda, Bosna Köy'ün, nehrin denize döküldüğü yönde (en aval) 1 kilometre uzaklığında bulunan bir noktaya kadar: 

Bosna-Köy'ü Türkiye'de bırakan, belli olacak ölçüde düz bir çizgi, Çörek Köy, 5 nci maddede belirtilen Komisyonca, nüfusunun (halkının) çoğunluğunun Türk ya da Rum olarak kabul edileceğine göre Türkiye'ye ya da YUNANİSTAN'a verilecektir; 1 Ekim 1922 den sonra bu köye göç etmiş olanlar hesaba katılmayacaklardır; Buradan, Ege Denizi'ne kadar; Meriç'in akım yolu. 

MADDE 3. 

Akdeniz'den İran sınırına kadar, Türkiye'nin sınırı aşağıdaki gibi saptanmıştır: 

Suriye ile: 20 Ekim 1921 tarihli Türk-Fransız Andlaşmasının 8 nci maddesiyle saptanmış olan sınır; 

Irak ile: Türkiye ile Irak arasındaki sınır, işbu Andlaşmanın yürürlüğe girişinden başlayarak dokuz aylık bir süre içinde Türkiye ile İngiltere arasında dostça bir çözüm yoluyla saptanacaktır. Öngörülen süre içinde iki Hükümet arasında bir anlaşmaya varılamazsa, anlaşmazlık Milletler Cemiyeti Meclisine götürülecektir. 

Sınır çizgişi konusunda alınacak kararı beklerken, Türk ve İngiliz Hükümetleri, kesin geleceği [kaderi] bu karara bağlı olan toprakların şimdiki durumunda herhangi bir değişiklik yapacak nitelikte hiç bir askeri ya da başka bir harekete bulunmamayı karşılıklı olarak yükümlenirler. 

MADDE 4.

 İşbu Andlaşmanın 2 nci maddesinin 2 nci parağrafında tanımlanmış sınırı, toprak [arazı] üzerinde çizmekle, bir Sınırlandırma Komisyonu görevlendirilecektir. Komisyon, Türkiye ile YUNANİSTAN'in -her Devlet için birer temsilci olmak üzere- temsilcilerinden ve bunların üçüncü bir Devletin uyrukları arasında seçecekleri bir Başkan'dan kurulacaktır. 

Sınırlandırma Komisyonu, her yerde, yönetsel sınırlarla yerel [mahalli] ekonomik çıkarları, elden geldiği ölçüde göz önünde tutarak, Andlaşmalarda verilmiş tanımlamaları en yakından izlemeye çalışacaktır. 

Komisyonun kararları oyçokluğuyla alınacak ve bu kararlar ilgili Taraflar için bağlayıcı nitelikte olacaktır. Sınırlandırma Komisyonunun giderleri ilgili Taraflarca eşit olarak yüklenilecektir. 

MADDE 6 .

Bir nehrin ya da bir ırmağın kıyılarıyla değil de akım yollarıyla tanımlanan sınırlar bakımından, işbu Andlaşmadaki tanımlamalarda kullanılan "akım yolu" (mecra "cours" ya da "chenal") terimleri, şu anlama gelmektedir: Bir yandan, gemilerin gidiş-gelişine (ulaşıma) elverişli olmayan nehirlerde, akarsuyun ya da ana kolunun ortay çizgişi (ligne mYdiane), ve öte yandan, gemilerin gidiş-gelişlerine (ulaşıma) elverişli nehirlerde, ana gidiş-geliş yolunun ortay çizgişi (ligne mYdiane du chenal de navigation principale). Bununla birlikte, akım ya da gidiş-geliş yolunda değişiklikler olması halinde, sınır çizgişinin, bu biçimde tanımlanmış olan akım yoluyla gidiş-geliş yolunu mu izleyeceğini, yoksa bu yolun, işbu Andlaşmanın yürürlüğe giriş anındaki durumunda olduğu gibi kesin olarak saptanmış mı kalacağını kararlaştırmaya, işbu Andlaşmada öngörülen Sınırlandırma Komisyonu yetkili olacaktır. 

İşbu Andlaşmada aykırı bir hüküm bulunmadıkça, deniz sınırları, kıyıya üç milden daha yakın bulunan adaları ve adacıkları da içine alacaktır. 

MADDE 7.

 İlgili Devletler, Sınırlandırma Komisyonuna, görevlerini yerine getirmesi için gerekli her türlü belgeleri, özellikle şimdiki ya da eski sınırların saptanmasına ilişkin tutanakların doğruluğu onanmış örneklerini, elde bulunan en büyük ölçekli bütün haritaları, geodezik verileri, yapılmış fakat yayınlanmamış yerölçmesi [mesaha] haritalarını (levYs), sınırdaki akarsuların yatak değiştirmelerine ilişkin bilgileri vermeyi yüklenirler. Türk makamlarının elinde bulunan haritalar, geodezik veriler, yayınlanmamış olsa bile yerölçmesi [mesaha] haritaları, işbu Andlaşmanın yürürlüğe konulmasından sonra en kısa süre içinde, İstanbul'da, Sınırlandırma Komisyonunun Başkanına teslim edilecektir. 

İlgili Devletler, bundan başka, bütün belgeleri, özellikle planları, kadastrolarla tapu kütüklerini ve Komisyon işterse, mülkiyet durumuna ve ekonomik akımlara ilişkin bilgilerle gerekli her çeşit bilgileri Komisyona iletmeleri için yerel makamlara yönergeler [talimat] vermeyi de yükümlenirler. 

MADDE 8.

 İlgili Devletler, Sınırlandırma Komisyonuna, görevlerini yerine getirebilmesi için gerekli olan ulaşım, konut, işgücü ve malzemeye (direkler ve sınır işaretleri) ilişkin her türlü yardımı gerek doğrudan gerekse yerel makamların aracılığıyla yapmayı yükümlenirler. 

Özellikle, Türk Hükümeti, Sınırlandırma Komisyonunun görevlerini yerine getirmesinde, gerekli görünürse, teknik personel Yardımında bulunmayı yükümlenir. 

MADDE 9.

İlgili Devletler, Komisyonca konulmuş nirengi noktalarını, sınır işaretlerini, taşlarını, kazık ya da direklerini korumayı yükümlenirler. 

MADDE 10. 

Sınır işaretleri [taş, kazık ya da direkler], birbirinden gözle görülecek uzaklıklarda konulacaktır; bunlara sayı verilecek ve yerleriyle sayıları bir haritaya işlenecektir. 

MADDE 11.

 Sınırlandırmaya ilişkin kesin tutanaklar, bunlara ekli haritalar ve belgeler, her biri de asıl nusha sayılmak üzere, üç nusha olarak düzenlenecektir; bunlardan ikişi sınırdaş Devletlere, üçüncüsü de, doğruluğu onaylanmış birer örneğini işbu Andlaşmayı imzalamış Devletlere gönderecek olan, Fransa Cumhuriyeti Hükümetine verilecektir. 

MADDE 12 .

İmroz (Imbros) adası ile Bozcaada (Tenedos) ve Tavşan adaları (Iles aux Lapins) dışında, Doğu Akdeniz adaları ve özellikle Limmi (Lemnos), Semadirek (Semendirek, Samothrace), Midilli (MitylYne), Sakız (Chio), Sişam (Samos) ve Nikarya (Nicaria) adaları üzerinde Yunan egemenliği konusunda 17/30 Mayıs 1913 tarihli Londra Andlaşmasının 5 nci ve 1/14 Kasım 1913 tarihli Atina Andlaşmasının 15 nci Maddeleri hükümleri uyarınca alınan ve 13 Şubat 1914 tarihinde Yunan Hükümetine bildirilen karar, bu Andlaşmanın, İtalya'nın egemenliği altına konulan ve 15 nci Maddede belirtilen adalara ilişkin hükümleri saklı kalmak üzere, doğrulanmıştır. İşbu Andlaşmada aykırı bir hüküm bulunmadıkça, Asya kıyısından 3 milden az bir uzaklıkta bulunan adalar, Türk egemenliği altında kalacaktır. 

MADDE 13.

Barışın sürekli olmasını sağlamak amacıyla, Yunan Hükümeti, Midilli, Sakız, Sisam ve Nikarya adalarında, aşağıdaki tedbirlere uymayı yükümlenir: 

Bu adalarda hiç bir deniz üssü kurulmayacak, hiç bir istihkâm yapılmayacaktır. 

Yunan askeri uçaklarının Anadolu kıyısı toprakları üstünde uçmaları yasak olacaktır. 

Buna karşılık, Türk Hükümeti de askeri uçaklarının bu adalar üstünde uçmalarını yasaklayacaktır. 

Bu adalarda, Yunan askeri kuvvetleri, askerlik hizmetine çağrılmış ve bulundukları yerde eğitilebilecek normal asker sayısında çok olmayacağı gibi, jandarma ve polis kuvvetleri de, bütün Yunan ülkesindeki jandarma ve polis kuvvetlerine orantılı bir sayıda kalacaktır. 

MADDE 14.

Türk egemenliği altında kalan İmroz adasıyla Bozcaada, yerel [mahalli] yönetim ile can ve mal güvenliği bakımından, Müslüman-olmayan yerli halka gerekli bütün güvenceyi sağlayan, yerel unsurlardan kurulu bir özel yönetim örgütünden yararlanacaktır. Bu adalarda düzenin korunması yukarıda öngörülen yerel yönetim örgütünün aracılığıyla yerli halktan seçilmiş ve bu örgütün emrinde bulunan bir polis kuvvetince sağlanacaktır. 

Rum ve Türk halklarının mübadelesine ilişkin olarak Türkiye ile YUNANİSTAN arasında kararlaştırılmış ya da kararlastırılacak olan hükümler, İmroz ve Bozcaada adaları halkına uygulanmayacaktır.

 MADDE 15 .

Türkiye, aşağıda sayılan adalar üzerindeki bütün haklarından ve sıfatlarından İtalya yararına vazgeçer: Bugünkü durumda İtalya'nin işgali altında bulunan Stampalia (Astropolia), Rodos (Rhodes, Rhodos), Kalki (Calki, Khalki), Skarpanto (Scarpanto), Kazos (Casos, Casso), Pişkopiş (Pişcopiş, Tilos), Miziroz (Mişiros, Nişyros), Kalimnos (Calimnos, Kalymnos), Leros, Patmos, Lipsos (Lipso), Simi (Symi) ve İstanköy (Cos, Kos), adaları ile bunlara bağlı adacıklar ve Meiş (Castellorizo) adası (2 sayılı Haritaya bakılması). 

MADDE 16.

 Türkiye, işbu Andlaşmada belirtilen sınırlar dışında bulunan topraklar üzerindeki ya da bu topraklara ilişkin olarak, her türlü haklarıyla sıfatlarından ve egemenliği işbu Andlaşmada tanınmış adalardan başka bütün öteki adalar üzerindeki her türlü haklarından ve sıfatlarından vazgeçmiş olduğunu bildirir; bu toprakların ve adaların geleceği [kaderi], ilgililerce düzenlenmiştir ya da düzenlenecektir. 

İşbu maddenin hükümleri, Türkiye ile sınırdaş olan ülkeler arasında komşuluk durumları yüzünden kararlaştırılmış ya da kararlaştırılacak olan özel hükümlere halel vermez. 

MADDE 17.

Türkiye'nin Mısır ve Sudan üzerindeki bütün haklarından ve sıfatlarından vazgeçişi, 5 Kasım 1914 tarihinden başlayarak yürürlüğe girmiş olacaktır. 

MADDE 18. 

Türkiye, Mısır vergisiyle güvence altına alınmış Osmanlı borçlanmaları -başka bir deyimle 1855, 1891 ve 1894 borçlanmaları- konusundaki bütün yükümlerinden ve borçlarından aklanmıştır [ibra edilmiştir]. Bu üç borçlanmanın hizmetleri için Mısır'ın yaptığı yıllık ödemeler, bugün Mısır Devlet Borcu hizmetlerinin ödenmesinin bir parçasını oluşturmakta olduğundan, Mısır, Osmanlı Devlet Borcuna [Düyun-u Umumiye-i Osmaniye'ye] ilişkin olarak başka her türlü borçlardan aklanmıştır. 

MADDE 19.

 Mısır Devletinin tanınmasından doğan sorunlar, ilgili Devletlerarasında saptanacak şartlar içinde, sonradan kararlaştırılacak hükümlerle çözüme bağlanacak ve işbu Andlaşma uyarınca Türkiye'den ayrılan topraklara ilişkin olarak sözü geçen Andlaşmanın hükümleri Mısır Devletine uygulanacaktır. 

MADDE 20.

 Türkiye, İngiliz Hükümetince 5 Kasım 1914 tarihinden ilan edilen, Kıbrıs'ın [İngiltere'ye] katılışını tanıdığını bildirir. 

MADDE 21. 

5 Kasım 1914 tarihinden Kıbrıs adasında yerleşmiş bulunan Türk uyrukları, yerel kanunun saptadığı şartlar içinde, İngiliz uyrukluğunu edinecekler ve bu kimseler Türk uyrukluğunu yitireceklerdir. Bununla birlikte, işbu Andlaşmanın yürürlüğe girişinden başlayarak iki yıllık bir süre içinde, Türk uyrukluğunu seçme yetenekleri olacaktır; bu durumda, seçme hakkını (option) kullandıkları tarihi izleyecek oniki ay içinde Kıbrıs adasından ayrılmaları zorunlu olacaktır. 

İşbu Andlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihte Kıbrıs adasında yerleşmiş olup da, bu tarihte, yerel kanunun öngördüğü şartlar içinde yapılmış başvurma üzerine İngiliz uyrukluğunu edinmiş bulunan ya da edinmekte olan Türk uyrukları da bu yüzden Türk uyrukluğunu yitireceklerdir. Şurası kararlaştırılmıştır ki, Kıbrıs Hükümetinin, Türk Hükümetinin rızası olmaksızın Türk uyrukluğundan başka bir uyrukluk edinmiş olan kimselere, İngiliz uyrukluğunu reddetme yeteneği olacaktır. 

MADDE 22 .

Türkiye, 27 nci Maddenin genel hükümlerine halel gelmemek şartıyla, 18 Ekim 1912 tarihli Lausanne Andlaşması ve bu Andlaşmaya ilişkin senetler uyarınca, ne nitelikte olursa olsun, Libya'da yararlandığı bütün haklarının ve ayrıcalıklarının kesin olarak sona erdiğini tanıdığını bildirir. 

MADDE 23.

 Bağıtlı Yüksek Taraflar, Boğazlar rejimine ilişkin bugünkü tarihle yapılmış olan Sözleşmede öngörüldüğü üzere Çanakkale Boğazı'nda, Marmara Denizi'nde ve Karadeniz Boğazı'nda, denizden ve havadan, barış zamanında olduğu gibi savaş zamanında da, geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) serbestliği ilkesini kabul ve ilan etmekte görüş birliğine varmışlardır. [Boğazlar rejimine ilişkin olarak bugünkü tarihle yapılmış] bu Sözleşme, Yüksek Taraflar bakımından, sanki bu Andlaşmanın içindeymiş gibi, aynı güç ve değerde olacaktır. 

MADDE 24.

 İşbu Andlaşmanın 2 nci Maddesinde tanımlanan sınır rejimine ilişkin olarak bugünkü tarihte yapılmış olan Sözleşme, işbu Andlaşmaya taraf olan Devletler bakımından, sanki bu Andlaşmanın içindeymiş gibi, aynı güç ve değerde olacaktır. 

MADDE 25.

Türkiye kendışıyle yan yana savaşmış olan Devletlerle öteki Bağıtlı Devletlerarasında yapılmış Barış Andlaşmaları ile ek Sözleşmeleri tam geçerli olarak tanımadığı, eski Alman İmparatorluğu, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan topraklarına ilişkin olarak alınmış ya da alınacak kararları kabul etmeyi ve yeni Devletler [bu andlaşmalarda] saptanan sınırlar içinde tanımayı yükümlenir. 

MADDE 26.

 Türkiye, şimdiden, Almanya'nın, Avusturya'nın, Bulgaristan'ın, YUNANİSTAN'ın, Macaristan'ın, Polonya'nın, Romanya'nın, Sırp-Hırvat-Sloven Devletinin ve Çeko-Slovakya Devletinin sınırlarını -işbu sınırlar 25 nci Maddede belirtilen Andlaşmalar ya da bunları tamamlayıcı bütün sözleşmelerde saptanmış olduğu ya da saptanabileceği üzere- tanıdığını ve kabul ettiğini bildirir. 

MADDE 27.

Türk ülkesinin dışında, işbu Andlaşmayı imzalayan öteki Devletlerin egemenliği ya da koruyuculuğu (protectorat) altında bulunan ülkelerin uyrukları ile Türkiye'den ayrılmış ülkelerin uyrukları üzerinde, Türk Hükümeti ya da Türk makamlarınca, siyasal, yasamaya ya da yönetime ilişkin herhangi bir nedenle olursa olsun, hiç bir güç ya da yetki kullanılmayacaktır. Şurası kararlastırılmıştır ki, Müslüman din makamlarının ruhani yetkilerine halel verilmiş değildir. 

MADDE 28.

Bağıtlı Yüksek Taraflar, her biri kendi yönünden, Türkiye'de Kapitülasyonların her bakımdan kaldırıldığını kabul ettiklerini bildirirler. 

MADDE 29.

 Fransız uyrukluğundaki Fas'lılara ve Tunus'lulara, Türkiye'de, her bakımdan, öteki Fransız uyruklarına uygulanan rejim uygulanacaktır. 

Libya uyrukluğunda olanlara, Türkiye'de, her bakımdan, öteki İtalyan uyruklarına uygulanan rejim uygulanacaktır. 

İşbu Maddenin hükümleri, Türkiye'de, yerleşmiş, Tunus, Libya ve Fas kökenli kimselerin uyrukluğunu etkilememektedir. 

Buna karşılık, Türk uyrukları, halkı 1 nci ve 2 nci fıkraların hükümlerinden yararlanan ülkelerde, Fransa ile Italya'da yararlandıkları aynı rejimden yararlanacaklardır. 

Birinci fıkradaki hükümlerden halkı yararlanan ülkelerden gelen ya da bu ülkelere gönderilen mallara [ticaret esyaşına] Türkiye'de uygulanacak rejim ile buna karşılık, Türkiye'den gelen ya da Türkiye'ye gönderilecek mallara bu ülkede uygulanacak rejim, Fransız Hükümeti ile Türk Hükümeti arasında anlaşma ile saptanacaktır. 

MADDE 30.

 İşbu Andlaşmanın hükümleri uyarınca, Türkiye'den ayrılmış ülkelerde yerleşmiş Türk uyrukları hukukça (de plein droit) ve yerel yasaların öngördüğü şartlarla, bu ülke hangi Devlete bırakılmışsa o Devletin uyruğu olacaklardır.

MADDE 31.

Onsekiz yaşını aşmış olup da Türk uyrukluğunu yitiren ve 30 ncu Madde uyarınca hukuk açışından yeni bir uyrukluk edinmiş bulunan kimseler, işbu Andlaşmanın yürürlüğe giriş tarihinden başlayarak, iki yıllık bir süre içinde Türk uyrukluğunu seçebileceklerdir.   

MADDE 32.

İşbu Andlaşma uyarınca, Türkiye'den ayrılan bir ülkede yerleşmiş ve bu ülkede halkın çoğunluğundan soy [ırk] bakımından ayrı olan, 18 yaşını aşmış kimseler, işbu Andlaşmanın yürürlüğe giriş tarihinden başlayarak iki yıllık bir süre içinde, halkın çoğunluğu seçme hakkını (droit d'option) kullanan kişinin soyundan olan Devletlerden birinin uyrukluğunu, bu Devletin de buna razı olması şartıyla, edinebileceklerdir. 

MADDE 33.

31 nci ve 32 nci Maddelerdeki hükümler uyarınca, seçme haklarını (droit d'option) kullanan kimseler, bunu izleyen oniki ay içinde konutlarını [ikametgâhlarını], seçme haklarını hangi Devlet için kullanmışlarsa o Devletin ülkesine taşıtmak zorundadırlar. 

Bu gibi kimseler, seçme haklarını kullanmazdan önce, oturmakta oldukları öteki Devletin ülkesinde malik oldukları taşınmaz malları ellerinde tutmakta serbest olacaklardır. 

Bu gibi kimseler, her çeşit taşınır mallarını yanlarında götürebileceklerdir. Bu yüzden, kendilerinden, bu malların çıkarılışı ya da sokuluşu için hiç bir vergi ya da resim alınmayacaktır. 

 MADDE 34.

İşbu Andlaşmanın hükümleri uyarınca, Türkiye'den ayrılan bir ülkenin yerli halkindan olup, 18 yasini asmiş ve İşbu Andlaşmanın yürürlüğe girdigi tarihte yabancı ülkelerde yerlesmiş bulunan Türk uyrukları, Türkiye'den ayrılan ülkelerde yetkilerini [otoritelerini] kullanan Hükümetlerle, yerlesmiş bulunduklari ülkelerin Hükümetleri arasında yapılması gerekli görülebilecek anlasmalar saklı kalmak üzere, yerli halkinda olduklari ülkedeki uyrukluğu seçebilirler. Bu seçme hakkı (droit d'option), İşbu Andlaşmanın yürürlüğe girdigi tarihten baslayarak iki yıllık bir süre içinde kullanilmalidir.

MADDE 35.

 Bağıtlı Devletler, İşbu Andlaşmada, ya da Almanya, Avusturya, Bulgaristan ya da Macaristan ile yapılmış Barış Andlaşmalarinda, ya da Türkiye'den başkabagıtlı Devletlerle ya da onlardan biriyle Rusya arasında, ya da kendileri arasında yapılmış bir Andlaşmada öngörülen ve ilgililere, kendileri için edinilmesi mümkün her hangi bir uyrukluga geçme olanagini saglayan seçme hakkının (droit d'option) kullanilmasina, herhangi bir engel çikartmamayı yükümlenirler. 

MADDE 36.

İşbu Kesimdeki hükümlerin uygulanmasinda, her bakımdan, evli kadınların durumu kocalarının ve 18 yasindan küçük çocuklarin durumu da ana-babalarinin durumuna göre ayarlanacaktir. 

MADDE 37.

Türkiye, 38 nci Maddeden 44 ncü Maddeye kadar olan Maddelerin kapsadığı hükümlerin temel yasalar olarak tanınmasıni ve hiç bir kanunun, hiç bir yönetmeligin (tüzügün) ve hiç bir resmi işlemin bu hükümlere aykırı ya da bunlarla çelişir olmamasini ve hiç bir kanun, hiç bir yönetmelik (tüzük) ve hiç bir resim işlemin söz konusu hükümlerden üstün sayilmamasini yükümlenir. 

MADDE 38.

 Türk Hükümeti, Türkiye'de oturan herkesin, doğum, bir ulusal topluluktan olma [milliyet, nationalitY], dil, soy ya da din ayırımı yapmaksızın, hayatlarını ve özgürlüklerini korumayı tam ve eksiksiz olarak saglamayı yükümlenir. 

Türkiye'de oturan herkes, her inancın, dinin ya da mezhebin, kamu düzeni ve ahlak kurallariyla çatışmayan gereklerini, ister açıkta isterse özel olarak, serbestçe yerine getirme hakkına sahip olacaktır. 

Müslüman-olmayan azınlıklar, bütün Türk uyruklarına uygulanan ve Türk Hükümetince, ulusal savunma amacıyla ya da kamu düzeninin korunmasi için, ülkenin tümü ya da bir parçasi üzerinde alinabilecek tedbirler saklı kalmak şartıyla, dolasim ve göç etme özgürlüklerinden tam olarak yararlanacaklardir. 

MADDE 39.

 Müslüman-olmayan azınlıklara mensup Türk uyrukları, Müslümanlarin yararlandıkları ayni yurttaslık [medeni] haklarıyla siyasal haklardan yararlanacaklardir. 

Türkiye'de oturan herkes, din ayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşit olacaktır. 

Din, inanç ya da mezhep ayrılığı, hiç bir Türk uyruğunun, yurttaslık haklarıyla [medeni haklarla] siyasal haklarından yararlanmasina, özellikle kamu hizmet ve görevlerine kabul edilme, yükseltilme, onurlanma ya da çeşitli mesleklerde ve iş kollarinda çalışma bakımından, bir engel sayılmayacaktır. 

Herhangi bir Türk uyruğunun, gerek özel gerekse ticaret ilişkilerinde, din, basin ya da her çeşit yayin konulariyla açik toplantılarında, dilediği bir dili kullanmasina karşı hiç bir kısıtlamaı konulmayacaktir. 

Devletin resmi dili bulunmasına ragmen, Türkçeden başka bir dil konusan Türk uyruklarına, mahkemelerde kendi dillerini sözlü olarak kullanabilmeleri bakımından uygun düşen kolaylıklar sağlanacaktir.  

MADDE 40.

Müslüman-olmayan azınlıklara mensup Türk uyrukları, hem hukuk bakımından hem de uygulamada, öteki Türk uyruklarıyla ayni işlemlerden ve ayni güvencelerden [garantilerden] yararlanacaklardir. Özellikle, giderlerini kendileri ödemek üzere, her türlü hayir kurumlarıyla, dinsel ve sosyal kurumlar, her türlü okullar ve buna benzer ögretim ve egitim kurumları kurmak, yönetmek ve denetlemek ve buralarda kendi dillerini serbestçe kullanmak ve dinsel ayinlerini serbestçe yapmak konularinda eşit hakka sahip olacaklardir. 

 MADDE 41.

 Genel [kamusal] eğitim konusunda, Türk Hükümeti, Müslüman-olmayan uyrukların önemli bir oranda oturmakta olduklari il ve ilçelerde, bu Türk uyruklarının çocuklarina ilkokullarda ana dilleriyle öğretimde bulunulmasını sağlamak bakımından, uygun düsen kolaylıkları gösterecektir. Bu hüküm, Türk Hükümetinin, söz konusu okullarda Türk dilinin ögrenimini zorunlu kılmasına engel olmayacaktır. 

Müslüman-olmayan azanlıklara mensup Türk uyruklarının önemli bir oranda bulunduklari il ve ilçelerde, söz konusu azınlıklar, Devlet bütçesi, belediye bütçesi ya da öteki bütçelerce, eğitim, din ya da hayir işlerine genel gelirlerden saglanabilecek paralardan yararlanmaya ve pay ayrilmasina hak gözetirliğe uygun ölçülerde katılacaklardir. 

Bu paralar, ilgili kurumlarin (Ytablişsements et institutions) yetkili temsilcilerine teslim edilecektir. 

MADDE 42.

 Türk Hükümeti, Müslüman-olmayan azınlıkların aile durumlarilya [statüleriyle, aile hukukuyla] kişisel durumların [statüleri, kişi halleri] konusunda, bu sorunların, söz konusu azınlıkların gelenek ve görenekleri uyarınca çözümlenmesine elverecek bütün tedbirleri almayı kabul eder. 

Bu tedbirler, Türk Hükümetiyle ilgili azınlıklardan her birinin eşit sayıda temsilcilerinden kurulu özel Komisyonlarca düzenlenecektir. Anlaşmazlık çikarsa, Türk Hükümetiyle Milletler Cemiyeti Meclisi, Avrupa'li hukukçular arasından birlikte seçecekleri bir üst-hakem atayacaklardir. 

Türk Hükümeti, söz konusu azınlıklara ait kiliselere, havralara, mezarlıklara ve öteki din kurumlarina tam bir koruma sağlamayı yükümlenir. Bu azınlıkların Türkiye'deki vakıflarına, din ve hayır işleri kurumlarına her türlü kolaylıklar ve izinler saglanacak ve Türk Hükümeti, yeniden din ve hayır kurumları kurulması için, bu nitelikteki öteki özel kurumlara sağlanmış gerekli kolaylıklardan hiç birini esirgemeyecektir. 

MADDE 43.

Müslüman-olmayan azınlıklara mensup Türk uyrukları, inançlarına ya da dinsel ayinlerine aykırı herhangi bir davranışta bulunmaya zorlanamayacakları gibi, hafta tatili günlerinde mahkemelerde hazır bulunmaları ya da kanunun öngördügü herhangi bir işlemi yerine getirmemeleri yüzünden haklarını yitirmeyeceklerdir. 

Bununla birlikte bu hüküm, söz konusu Türk uyruklarını, kamu düzeninin korunması için, öteki Türk uyruklarına yükletilen yükümler dışında tutar anlamına gelmeyecektir. 

MADDE 44.

Türkiye, bu Kesimin bundan önceki Maddelerdeki hükümlerin, Türkiye'nin Müslüman- olmayan azınlıklariyla ilgili oldugu ölçüde, Uluslararası nitelikte yükümler meydana getirmelerini ve Milletler Cemiyetinin güvencesi [garantisi] altına konulmalarını kabul eder. Bu hükümler, Milletler Cemiyeti Meclisinin çoğunluğunca uygun bulunmadıkça, degiştirilemeyecektir. Ingiliz İmparatorluğu, Fransa, Italya ve Japon Hükümetleri, Milletler Cemiyeti Meclisinin çogunluğunca razı olunacak herhangi bir değişikliği reddetmemeyi, İşbu Andlaşma uyarınca kabul ederler. 

Türkiye, Milletler Cemiyeti Meclisi üyelerinden her birinin, bu yükümlerden herhangi birine aykırı herhangi bir davranişi ya da böyle bir davranışta bulunma tehlikesini Meclise sunmaya yetkili olacağını ve Meclisin, duruma göre, uygun ve etkili sayacağı yolda davranabilecegini ve gerekli görecegi yönergeleri [talimati] verebileceğini kabul eder. 

Türkiye, bundan başka, bu maddelere ilişkin olarak, hukuk bakımından ya da uygulamada, Türk Hükümetiyle imzacı öteki Devletlerden herhangi biri ya da Milletler Cemiyeti Meclisine üye herhangi bir başka Devlet arasında görüs ayrılığı çıkarsa, bu anlasmazlığın, Milletler Cemiyeti Misakinin 14 ncü Maddesi uyarınca Uluslararası nitelikte sayılmasını kabul eder. Türk Hükümeti, böyle bir anlasmazlığın, öteki taraf isterse, Milletlerarası Daimi Adalet Divanina götürülmesini kabul eder. Divanın kararı kesin ve Milletler Cemiyeti Misakinin 13 ncü maddesi uyarınca verilmiş bir karar gücünde ve değerinde olacaktır. 

 MADDE 45.

 Bu Kesimdeki hükümlerle, Türkiye'nin Müslüman-olmayan azınlıklarına tanınmiş olan haklar, YUNANİSTAN'ca da, kendi ülkesinde bulunan Müslüman azınlığa tanınmıştır. 

MADDE 46.

İşbu Kesime ekli çizelgede belirtildigi üzere, Osmanlı Devlet Borcu [Düyun-u Umumiye-i], Türkiye, 1921–1913 Balkan Savaşları sonucu olarak kendilerine Osmanla İmparatorluğundan topraklar katılmış Devletler, İşbu Andlaşmanın 12 nci ve 15 nci Maddelerinde belirtilen adalarla, bu Maddenin son fıkrasında belirtilen toprak parçası kendilerine bırakılmış olan Devletler ve son olarak, İşbu Andlaşma uyarınca Osmanlı İmparatorluğundan ayrılmış Asya toprakları üzerinde yeni kurulan Devletler arasında, İşbu Kesimde belirtilen şartlar içinde, bölüstürülecektir. Bundan başka, yukarıda belirtilen bütün bu Devletler, 53 ncü Maddede gösterilen tarihlerden baslayarak, Osmanlı Devlet Borcu hizmetlerinin ödenmesine ilişkin Yıllık yükümlere [taksitlere] de, İşbu kesimde belirtilen şartlar içinde, katılacaklardir. 

Türkiye, 53 ncü Maddede belirtilen tarihlerden baslayarak, öteki Devletlere yükletilmiş katılma paylarından artik hiç bir biçimde sorumlu tutulmayacaktır. 

1 Ağustos 1914 tarihinde Osmanlı eğemenliği altında olup, Türkiye'nin, İşbu Andlaşmanın 2 ncü Maddesinde saptanan sınırları dışında bulunan Trakya arazı, Osmanlı Devlet Borcunun bölüstürülmesi konusunda, İşbu Andlaşma uyarınca Osmanlı İmparatorluğundan ayrılmış gibi sayılacaktır. 

MADDE 47.

Osmanlı Devlet Borcu [Düyun-u Umumiye-i Osmaniye] Meclisi, İşbu Andlaşmanın yürürlüğe girişinden baslayarak üç aylık bir süre içinde İşbu Kesime ekli çizelgenin (A) Bölümünde yazılı borçlanmalara ilişkin olan ve ilgili Devletlerden her birine düsen Yıllık taksitlerin tutarını, 50 nci ve 51 nci Maddelerde kabul edilmiş esaslara dayanarak saptayacak ve bu tutarı sözü geçen Devletlere bildirecektir. 

Bu Devletler, Osmanlı Borcu Meclisinin bu konudaki çalişmalarini izlemek üzere, İstanbul'a temsilciler gönderebileceklerdir.  Osmanlı Devlet Borcu Meclisi, Bulgaristan ile yapılmış 27 Kasım 1919 tarihli Andlaşmanın 134 ncü Maddesinde öngörülen görevleri de yerine getirecektir. 

İşbu bu Maddede yazılı ilkelerin uygulanmasi konusunda, ilgili taraflar arasında doğabilecek her türlü anlaşmazlıklar, 1 nci fıkrada belirtilen bildirinin yapılması tarihinden baslayarak en çok bir ay içinde, Milletler Cemiyeti Meclisinden atanmasi rica edilecek bir hakeme sunulacak ve bu hakem, en çok üç aylık bir süre içinde kararini verecektir. Hakemin kararları kesin olacaktır. Anlasmazligin sözü geçen hakeme sunulmus olması, Yıllık taksitlerin ödenmesini geciktirmeyecektir. 

MADDE 48.

İşbu Kesime ekli çizelgenin (A) Bölümünde gösterilen Osmanlı Devlet Borcunun aralarında bölüstürülecegi, Türkiye'den başka Devletler, 47 nci Maddede öngörülen aylık taksitlerden her birine düsen pay konusunda, 47 nci Madde uyarınca kendilerine yapılacak bildiri gününden baslayarak üç aylık bir süre içinde, Osmanlı Devlet Borcu Meclisine, kendi paylarının güvence altına alinması için yeterli sağlancalar [karşılıklar, rehinler] vereceklerdir. Bu sağlancalar yukarıda belirtilen süre içinde gösterilmemiş olursa, ya da bu sağlancalarin uygun olup olmadigi konusunda anlaşamzlık çikarsa, İşbu Andlaşmanın Imzacısı Devletlerden herhangi birince, Milletler Cemiyeti Meclisine basvurulabilecektir. 

Milletler Cemiyeti Meclisi, sağlanca olarak ayrılan gelirlerin toplanmasini, aralarında borcun bölüstürülmüs olduğu, Türkiye dışındaki Devletlerde bulunan Uluslararası maliye örgütlerine emanet edebilecektir. Milletler Cemiyeti Meclisinin kararlari kesin olacaktır. 

MADDE 49.

Ilgili Devletlerden her birine düsecek yıllık taksitler tutarının 47 nci Madde hükümleri uyarınca kesin olarak saptanmasina girişilecegi günden baslayarak bir aylık bir süre içinde, İşbu Kesime ekli çizelgenin (A) Bölümünde gösterilen Osmanlı Devlet Borcunun nominal anaparasinin bölüstürülme yol ve yöntemlerini saptamak üzere, Paris'de bir Komisyon toplanacaktir. Bu bölüstürme, yıllık taksitlerin bölüstürülmesi için kabul edilen oranlara göre, borçlanma sözlesmeleriyle İşbu Kesimin hükümleri göz önünde tutularak, yapılacaktır. 

1 nci fıkrada öngörülen Komisyon, Türk Hükümetinin bir temsilcisiyle, Osmanlı Devlet Borcu Meclisinin temsilcilerinden, Birlestirilmiş Borç ve Ikramiyeli Türk Tahvilleri [Düyun-u Muvahhide ve Ikramiyeli Türk Tahvilati, la Detta unifiYe et les Lots turc] dışında kalan Osmanlı Devlet Borcunun bir temsilcisinden ve ilgili Devletlerden her birinin atayabilecegi birer temsilciden kurulacaktır. Komisyonda görüs birliğine varılamayacak bütün sorunlar, 47 nci Maddenin 4 ncü fıkrasında öngörülen hakeme sunulacaktır. 

Türkiye, kendi payıni temsil etmek üzere yeni borç senetleri çikarmaya karar verirse, Borç anaparasının bölüstürülmesi, önce, Türkiye bakımından, Türk Hükümetinin temsilcisinden, Osmanlı Devlet Borcu temsilcisinden ve Birlestirilmiş Borç ve Ikramiyeli Türk Tahvilleri dışındaki borcun temsilcilerinden kurulu bir Komitece yapılacaktır. Yeni çıkartılmış borç senetleri Komisyona teslim edilecektir; Komisyon da, bunların, bir yandan Türkiye'nin aklanmış [ibra edilmiş] olduğunu, öte yandan da borç senetlerini ellerinde bulunduranların, Osmanlı Devlet Borcundan kendilerine bir pay düsen öteki Devletlere karşı haklarını göz önünde tutarak, borç senetlerini ellerinde bulunduranlara verilmesini sağlayacaktir. Osmanlı Devlet Borcundan her Devlete düsecek payı temsil etmek üzere çikartılacak senetler, Bağıtlı Yüksek Tarafların ülkelerinde, her türlü damga resimlerinden ya da bu senetlerin çıkartılmasınin yol açabilecegi her çeşit vergilerden bagişik tutulacaktir. 

Ilgili Devletlerden her birine düsecek Yıllık taksitlerin ödenmesi, İşbu Maddenin, nominal anaparanın bölüştürülmesine ilişkin hükümleri yüzünden, ertelenmeyecektir. 

MADDE 50.

Yıllık taksitlerin 47 nci Maddede öngörülen bölüstürülmesi ile, Osmanlı Devlet Borcu [Düyun-u Umumiye-i Osmaniye] nominal anaparanın 49 ncu Maddede sözü edilen bölüstürülmesi, aşağıdaki gibi yapılacaktir: 

17 Ekim 1912 tarihinden önce borçlanmalar ve onlara ilişkin yükümler, 1912–1913 Balkan Savaşlarından sonraki durumda Osmanlı İmparatorluğu ile Balkan Savaşları sonucunda Osmanlı İmparatorluğundan toprak almiş Balkan Devletleri ve İşbu Andlaşmanın 

12 nci Maddesinde belirtilen adalar kendilerine verilmiş olan Devletlerarasında bölüstürülecektir; bu savaşlara son veren Andlaşmalarin ya da sonradan yapılan Andlaşmalarin yürürlüğe girişlerinden bu yana meydana gelen ülke değişiklikleri de göz önünde tutulacaktır. 

Bu ilk bölüstürmeden sonra, Osmanlı İmparatorluğunun üzerinde kalmış borçlanmalarin ve onlara ilişkin yıllık taksitlerin, 17 Ekim 1912 ile 1 Kasım 1914 tarihi arasında, Osmanlı İmparatorluğunun yapmış olduğu borçlanmaların ve bunlara ilişkin taksitlerin ertelenmesiyle artmış olan geri kalan parçası [bakiyesi], Türkiye ile bu Andlaşma uyarınca kendilerine Osmanlı İmparatorluğundan toprak katilmiş Asya'da yeni kurulmus Devletler ve bu Andlaşmanın 46 nci Maddesinde belirtilen toprağin kendışıne verilmiş bulundugu Devlet arasında bölüstürülecektir. 

Anaparanın bölüstürülmesi, İşbu Andlaşmanın yürürlüğe girişi tarihinde her borçlanmanin anaparasinin tutarı üzerinden yapılacaktir. 

Kaynak:

SARİŞAKAL  BAKİ, LOZAN ANTLAŞMASI, 2009.

 

 

 

 

Yorumlar:


İlk yorumu yapan sen ol.

Yorum yapmak için bize katılman gerekiyor.